26.03.2026
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, yaptığı yazılı basın açıklamasıyla sualtı ve deniz tabanı altyapılarının güvenliğine dikkat çekti. Dijital çağın "görünmeyen omurgası" olan denizaltı fiber optik kabloların ve enerji hatlarının hibrit tehditlere açık olduğunu vurgulayan Bağcıoğlu; Ulaştırma, Enerji ve Milli Savunma Bakanlıklarının eş güdümünde bir Koordinasyon Merkezi kurulmasını önerdi.
Cumhuriyet Halk Partisi Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, kritik sualtı ve deniz tabanı altyapısının güvenliği ile ilgili hazırladığı yazılı basın açıklamasında, bölgedeki çatışmaların karadaki ve deniz üzerindeki tesislerin ötesinde, sualtındaki stratejik yapıları da tehdit ettiğini belirtti. Bölgemizde yaşanan çatışmalarda karadaki veya deniz üzerindeki kritik altyapı tesislerinin güvenliğinin sürekli gündeme geldiğini ifade eden Bağcıoğlu, açıklamasında şu verilere yer verdi:
DİJİTAL ÇAĞIN GÖRÜNMEYEN OMURGASI: DENİZALTI KABLOLARI
Ancak, bu tesisler kadar belki de daha önemli stratejik altyapılar sualtı ve deniz tabanında bulunuyor. Dijital çağın görünmeyen omurgası olan denizaltı fiber optik kablolar, küresel internet trafiğinin % 99’unu taşımakta ve dünya ekonomisinin işleyişi açısından hayati bir rol üstlenmektedir. 2025 yılı itibarıyla uzunluğu 1,5 milyon kilometreyi aşan bu ağ, günlük 12 trilyon doları aşkın finansal işlemin kesintisiz gerçekleşmesini sağlamaktadır.
SUALTI ENERJİ HATLARI VE STRATEJİK GÜVENLİK
Sualtı enerji hatları, küresel enerji arzının sürekliliği ve tedarik güvenliği açısından kritik bir rol oynamaktadır. Deniz aşırı petrol ve doğal gaz üretimini karaya bağlayan boru hatları ile ülkeler arası elektrik iletimini sağlayan deniz altı kabloları, enerji ticaretinde jeopolitik geçiş noktalarına bağımlılığı azaltan stratejik bir altyapı sunar. Ancak yüksek maliyetleri, onarım zorlukları ve sabotaj ile hibrit tehditlere açıklığı nedeniyle sualtı enerji hatları, ekonomik değerlerinin ötesinde güvenlik boyutu yüksek kritik hedefler arasında yer almaktadır.
KÜRESEL SABOTAJ VAKALARI VE TÜRKİYE’NİN KONUMU
Baltık Denizi ve Tayvan açıklarında yaşanan sabotaj vakaları, sualtı / deniz tabanı altyapısının fiziksel saldırılar ve siber casusluk faaliyetleriyle ne kadar kırılgan olduğunu açıkça göstermektedir. Bu tür tehditler; iletişim kesintilerine, veri güvenliğinde ihlallere, ekonomik kayıplara ve ulusal güvenlik risklerine yol açabilmektedir. Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasında stratejik bir geçiş noktasıdır ve bu altyapının geçtiği önemli deniz yollarının tam merkezindedir. Bu nedenle, sualtı / deniz tabanı iletişim ve enerji hatlarının korunması ülkemiz için yalnızca bir teknik zorunluluk değil, aynı zamanda bir ulusal güvenlik önceliği haline gelmiştir.
MİLLİ SAVUNMA VE “SİBER VATAN” VİZYONU
Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi (2024-2028) ve Türk Telekom’un “Siber Vatan” vizyonu doğrultusunda, Türkiye’nin siber savunma kapasitesinin deniz boyutunda da güçlendirilmesi gerekmektedir.
Bu çerçevede, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) filosunda yer alan Mukavemet destek gemisi, Türk Deniz Kuvvetleri bünyesinde görev yapan TCG Alemdar, TCG Işın ve TCG Akın gemileri, sualtı altyapı güvenliği için önemli yetenekler sunmaktadır. İleride ilave edilecek yeni platformlar, bu kapasiteyi daha da güçlendirecektir.
MİLLİ GÜVENLİK İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ VE KOORDİNASYON MERKEZİ
Milli güveliğimiz açısından hayati önemde olan bu konuya ilişkin önerilerimiz müteakip maddelerdedir:
Türkiye’nin dijital egemenliği ve ulusal güvenliği, sadece siber ortamda değil; denizlerin derinliklerinde de korunmalıdır. Sualtı / deniz tabanı altyapısına yönelik her tür tehdit, stratejik bağımsızlığımız için doğrudan bir risk unsuru oluşturmaktadır. Bu nedenle, önerilen koordinasyon merkezinin kurulması ve mevcut platformların etkin kullanımıyla yetenek ihtiyaçlarına odaklanan bir yol haritasının hayata geçirilmesi, geleceğe yönelik bir güvenlik vizyonunun temel taşı olacaktır.